Neden Yanlış Yaşıyoruz

TEŞEKKüR
Von
Hering 1925 yılında; “Nörovejetatif
Sistem, geleceğin tıbbının en önemli öğelerindendir. Bu sebeple vejetatif sinir
sistemini (VSS) anlayan ve çözen hekim en önemli hekim olacaktır,” demiş. Bu kitap 21. yüzyıl VSS anlayışı ve bütünlüğü
içinde ele alındı.
Kitabın
fikir ve oluşum aşamasında, değerli yardımı ve desteğini esirgemeyen ve her
zaman yanımda olan değerli asistanım Dr.
Tijen ACARKAN’a, kitabın yazım aşamasında sunduğu
katkılarından dolayı sevgili arkadaşlarım Rıza
KIRAç
ve Ayça
KIRAç’a,
editörüm Sayın
RANA ALPöZ’e
ve Alfa Yayınevi sahibi arkadaşım Vedat
BAYRAK’a,
kitabın içeriğinin hazırlanması sırasında sıkça başvurduğum kitap ve yayınların
yazarı ve Avrupa’nın Anti Aging konusundaki öncülerinden değerli meslektaşım
Prof.
Dr. med. Johannes HUBER’a,
Giessen Justus Liebig üniversitesi’ndeki Tamamlayıcı Tıp Kürsüsü’nün kurucusu ve
mesleki gelişimimde büyük emekleri olan çok değerli ve rahmetli hocam Prof.
Dr. med. Dr. med. dent. Horst Ferdinand HERGET’e,
biyolojik
tıbbın önemli öncülerinden değerli dostum Prof.
Dr. med. Hartmut HEINE’ye,
Anti Aging alanında önemli çalışmaları olan Prof.
Dr. med. Adreas KRUSE’e,
Prof.
Dr. med. C. LEITZMANN’a
ve kansere farkı yaklaşım konusunda Prof.
Dr. Wilhelm REICH’a,
tamamlayıcı tıp, KBB, diş hekimliği ve Mikro Aku Punkt Sistem konularında öncü,
değerli dostum Dr.
M. Jochen GLEDİTSCH’e,
İsviçre’de Nöralterapi’nin öncülerinden, kürsü başkanı, Nöralterapi ve
Regülasyon tıbbına sunduğu eşsiz katkılarıyla tüm dünyada saygınlık kazanmış
olan ve Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz Nöralterapi kongrelerine içten desteği
ile daima yanımda olduğunu hissettiğim değerli dostum Prof.
Dr. med. Lorenz FISCHER’e,
Nöralterapi’nin bilimsel platformdaki duruşunda önemli katkıları olan sevgili
dostum Dr.
Hans BAROP’a,
Avusturya Nöralterapi cemiyeti başkanı ve Avusturya Tamamlayıcı Tıp bilim kurulu
üyesi Dr.
Wolfgang ORTNER’e, Biyofoton, Soft Lazer, Manyetik alan ve
Proquant alanındaki buluşlarını tıbbın hizmetine sunan ve üzerimde büyük
emekleri olan, 2004 yılında kaybettiğimiz biyofizikçi rahmetli Dr.
rer. nat. W. LUDWIG’e,
Türkiye
de tamamlayıcı ve destekleyici tıp konusunda büyük emek veren ve bunun bilimsel
tıpta yer bulmasına kaynaklık eden değerli bilim adamı kadim dostum
Prof. Dr. Cihan AKSOY’a kitabın
hazırlanması için çalıştığım tüm bu süreç boyunca bana katlanan ve gerekli
özveriyi göstermemde bana hiç yılmadan destek olan tüm aile üyelerim özellikle
de eşim Güneş’e, kızım Jacqueline özgül’e, oğlum özgün Tolga’ya, annem Fatma’ya
ve tüm dostlarıma sonsuz
teşekkürler...
İçİNDEKİLER
öNSöZ
“Yarın dünyanın sonunun geleceğini bilsem de,
bugün bir elma ağacı dikerim”.
M.
Luther
Hastaların sadece fiziksel ve kimyasal bedenlerini
düzeltmek yeterli değildir; bununla birlikte yapılacak olan bir tedavi,
kişilerin ruhsal ve enerji durumunun da regüle edilmesini kapsamalıdır.
Kısacası, artık insanların ruhsal ve enerji durumlarının da terapiye dahil
edilmesi gerekmektedir.
Tıbbın asıl hedefi hastaları iyileştirmek, diğer bir
deyişle hastalıkların semptomlarını gidermek, rahatsızlıkları oluşturan
faktörleri ortadan kaldırmak ve koruyucu hekimlik yaparak tam bir şifa sağlamak
olmalıdır.
İnsan
bedeni, parçaları, organları ve hücreleri, biçim ve işlev bakımından bütünün
hizmetinde bulunan organizmadır. Bedenimizde bu bütünlüğü sağlayan muhteşem
sistem, 500.000 km. uzunluğundaki vejetatif
sinir sistemidir.
Modern tıptaki gelişmeler gerçekten baş döndürücü
olmalarına rağmen ne yazık ki insanın bir bütün olduğu unutulmuştur. Laboratuvar
testleri, US ve radyolojik incelemelerle konulacak tanılar ise sadece
fonksiyonel bozuklukları ve morfolojik değişiklikleri göstermektedir.
Son yıllarda modern tıptaki tanı ve tedavi sürecine
psikosomatik faktörlerin dahil edilmesi olumlu bir gelişme olmasına rağmen,
tamamlayıcı tıp açısından bakıldığında bu durum, bütünlükten hâlâ çok uzaktır.
Modern tıptaki psikosomatik bakış açısı tamamlayıcı bir faktör olarak görünse de
bütünleyici bir perspektiften yoksundur.
İnsan bedenini daha kapsamlı bir perspektiften
değerlendirmek gerekmektedir. Morfolojik bakış açısı fiziksel ve kimyasal
doneleri içerirken, fonksiyonel bütünlük ve bakış açısı da olaya dahil
edilmelidir. Söz konusu fonksiyonel bakış, enerji ve kibernetiği içermelidir.
Terapide başarılı olmanın ana koşulu tanının doğru
konulmasıdır. Bu süreçteki diyagnostik yaklaşım kişiye özel olmalı ve kişide
meydana gelen değişikliklerin zamansal ilişkisi ile fonksiyonel yapı göz önünde
bulundurulmalıdır.
ülkemizde
gazete veya dergileri elimize aldığımızda pek çok rahatsızlığa karşı mucize
önerilerde bulunulduğunu görüyoruz. özellikle beslenme konusunda sağlık adına
pek çok yanlışlar yapılıyor. Bir gün yanlış
denilen şeylerin, birkaç gün sonra olağanüstü
diye tanımlanmasına maalesef sık rastlıyoruz. çoğu kez kaynak diye gösterilen
insanların hekim olmamaları, doğrular adına yapılan bolca yanlışların temel
kaynağını oluşturmaktadır. Bilimsel altyapıdan yoksun olan bu durum, modern ve
tamamlayıcı tıp ile gerçekten ilgilenenleri çok rahatsız eden bir konudur..
Beslenme, insan sağlığı için son derece önemlidir.
Ancak hastalıkların ortaya çıkış nedenleri ve oluşum mekanizmaları konusunda
hiçbir altyapısı olmayan kişilerin, sağlık süvarileri olarak öne çıkıp, sanki
hastalıklar tek bir faktöre indirgenebilirmiş gibi gazete sayfalarında çarşaf
çarşaf ve TV’lerde saatlerce çeşitli önerilerde bulunmaları ve insanları
yönlendirmeleri bilim adına kabul edilebilecek bir şey değildir.
Neden
Yanlış Yaşıyoruz,
özellikle temel sağlık için gerekli olan sindirim sistemi hakkında bilmek
durumunda olduklarımızı, kalp rahatsızlıklarından korunmanın rehberlik
önerilerini, genç ve zinde kalmak için beslenme yöntemlerini ve Nöralterapi’nin,
Anti Aging’deki yeri ve önemini,
tansiyon yüksekliği ve düşüklüğünde beslenme ve korunmanın rehberliğini,
günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olan su ve tuzun önemini, son
yıllarda tüketimi hat safhaya çıkan antidepresanlar yerine daha masum olan bach
çiçekleri kullanımı hakkında önemli değerlendirmeleri ve 21. yüzyılın en büyük
kâbusu gibi gösterilen kanser hastalığına tarihsel bir bakış açısını ve bu
rahatsızlıktan nasıl korunulacağını konu edinmiştir. Kanser bir tanı ve yaşamın
sonu değil. Ben, kanser tanısının beden için bir sarı kart olduğunu düşünüyorum.
Bu uyarı çerçevesinde yaşamı elinize aldığınızda ise pek çokları tarafından
biçilen ömürlerin doğru olmadığını gözlemliyorum. Kitapta, toplumsal olarak
kanserin ne olduğunu, bu tanı karşısında nasıl davranmamız gerektiğini ve sosyal
bir anlaşma süreci olan durumu korumanın temellerini bulmak mümkün
olacaktır.
Bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Bedende
organsal bir hasar meydana geldikten sonra onu onarmak ve düzeltmeye çalışmak
hem çok zahmetli hem de oldukça maliyetlidir. Aktif koruyucu hekimlik
yaklaşımıyla, diğer bir adıyla tamamlayıcı tıp felsefesi kapsamındaki bakış ve
özümsemeyle, hastalanmamak için gereken özeni göstermek
gerekmektedir.
Organizma, yaşam boyunca sürekli yenilenmektedir.
Hücreler bölünür, olgunlaşır, belli bir yaşam süresi sonunda ölürler. Bu şekilde
ergin bir insanda her gün yaklaşık 350 milyar hücre yeniden oluşmakta, bütünsel
biçim, düzen ve işlev daima korunmaktadır.
Bu kitap, sizlere en ciddi hastalık olarak bilinen
kanser tanısında bile yalnız olmadığınızı hissettiren ve hastalığı kabul
ettiğiniz an yaşamınızı kendi elinize alabilmenin olanaklarını sunan veya
farkındalığını yaratan rehber niteliğinde bir kaynaklık etmektedir.
Her hücre ve organın, tümüyle bir göreve yönelik
yapısı ve işlevi vardır. Mide salgı hücresi ile bir karaciğer hücresi
birbirinden çok farklıdır, bu da yine bir sinir hücresinden değişik yapıdadır.
Bunların hiçbiri diğerinin görevini üstlenemez ama hepsi kusursuz bir ahenkle
tüm organizmanın hizmetindedir.
Bu üst düzey düzen bileşimi, kanser hastalığında
bozulmuştur. Tekil kanser hücresi bütünsel düzenin dışına çıkar ve adeta kendi
başlarına bir yaşam sürmeye başlarlar, bir diğer deyişle organizmanın aleyhine
kendilerini özgürleştirirler, anarşistce büyümeye ve kendi başlarına buyruk,
tekil yaşamaya çalışırlar.
Oluşma, olgunlaşma ve yok olma sıralamasındaki gizemli
denge kanser hastalığında ortadan kalkmaktadır. Yeni kanser hücreleri oluşturma
faaliyeti hızlandırılmış şekilde gerçekleşmekte ama olgunlaşma diye bir safha
artık neredeyse hiç olmamaktadır. Bu durumda kanser hücresinin ölümü, ancak
beslenme zeminini ortadan kaldırmakla mümkündür.
Kitabımın bu sınırlı sayfalarında kanser hastalığının
tüm yanlarını ele almış olmak iddiasında değilim ancak bu rahatsızlıkta farklı
bir pencere açmak istiyorum.
“Neden
kanser oldum?”, “Neden ben?” ve benzeri
pek çok soruya yanıt bulmak istiyoruz. Bu neden
ve niçin
sorularını yanıtlamak, bize spekülatif, yararsız geliyor.
Luther’in dediği gibi: “Yarın dünyanın sonunun
geleceğini bilsem de, bugün bir elma ağacı dikerim.” Yani yaşadığımız sürece
ayakta kalmaya devam edeceğimiz ve bir şeyler yapmayı sürdüreceğimiz kesindir.
Yaşamdaki faaliyetimiz sürekli bir tohum ekmek ve biçmekten ibarettir. Hasadı
başka bir mevsimde alabiliriz. O nedenle, geriye bakarak hastalığın zamansal
nedenlerini araştırmaktansa, “Ne yapabilirim?”, “Kanser hastalığıyla uğraşımda
bana ne gibi yeni gelişme olanakları verilmekte?” diye sormak ve bunların
bilincine varmaya çalışmak ve sakin olmak daha anlamlı ve yararlı olacaktır.
Daha
önce Türkçe yayınlamış olduğum “Hayatı
Keşfet”, “Anti Aging Yaşam Kılavuzu”, “Gerçek Detoks’u Keşfet” ve
“Yarım Doktor Candan Eder-Unuttuğum Bedenim”
kitaplarından sonra, genel bir rehberlik yapacak olan bu kaynağı sizinle
paylaşmaktan mutluluk duyuyorum.
önceki
kitaplarımda da olduğu gibi koruyucu hekimliği, bir ana yaklaşım felsefesi
olarak baz alan bu çalışma, “Yarım
Doktor Candan Eder-Unuttuğum Bedenim”
de olduğu gibi çözüm önerilerini de kapsamaktadır ve bu seri devam edecektir.
Ağır metallerde kardiyolojik rahatsızlıklar ile dolaşım sistemi ve ağır
metallerden arınma konusunda bir kaynak kitap hazırlığı içindeyim. En kısa
zamanda bu yedinci kitabımla yeniden sizlerle buluşmayı planlıyorum.
ümit ediyorum ki bu eser, bedeninizde henüz hasar
oluşmadan veya fonksiyon bozuklukları kalıcı hasar bırakmadan yaşamınıza girer,
sağlığınıza göstereceğiniz özenli ve özverili süreçte size destek
olur.
Sağlıklı ve mutlu bir gelecek adına kendinizi ve
yaşamınızı önemseyin. Kendi sesinize ve içinizdeki çocuğun sesine kulak vererek
yaşamınıza sahip çıkın. Sağlıklı kalmanın ve başarmanın ön koşulu bütünlük
içinde kendinizi kabul etmeniz ve kendinizle barışık olmanızdır. Bu bütünlüğü
kaybetmeyin. Keşke demeyi bırakıp bugünden sonra yaşamınızı sahiplenin. çünkü
dün mazi oldu, yarının garantisi yok, bugününüzü dolu dolu
yaşayın...
Prof. Dr. Dr. med. Hüseyin
NAZLIKUL
Ağustos 2010
| 11588 okunma | 2010-08-23